Oyunla Öğrenmek

Benim akranım olan kişilerin çocukluk dönemi genelde sokaklarda geçmiştir. Bizler televizyon, tablet ya da bilgisayar olmayan bir dünyada büyüdük. Sokakta sabahtan akşama, koşup türlü türlü oyunlar oynardık.

Kimimiz inşaat alanlarından kırık kiremit parçalarını toplardık. Kaldırımlara topladığımız kiremitlerle kutular çizer, seksek oynardık. Kimimiz ağaçlarda sallanırdık. Saklambaç, körebe, beş taş, istop daha neler neler....

Ya da evde kaset kapaklarından çakma bir Barbie evi yapardık. Barbie evi dediysek de Barbieler falan için yapmazdık evi. Gözü çıkmış, saçları keçeleşmiş ve genelde bir bacağı ya da kolu kırık bebeğimiz içindi.

Hiç de canımız sıkılmazdı.

Tüm enerjimizi sokaklarda attık. Mutluluk, sevinç, korku, kaygı, dostluk, düşmanlık, kin, nefret, sevme, sevilme, güven duyma, gibi birçok duygusal tepkiyi öğrendik. Yeni deneyimler kazandık, fikirlerimizi savunmayı öğrendik. Kızdık, şaşırdık. Ama en çok da eğlendik.


Toplum kurallarını oyun sırasında öğrendik. Sıraya girmek, sıra beklemek, başkalarının haklarına saygı göstermek, yönetmek ve yönetilmek gibi.... Kendi payımıza düşeni yapmayı öğrendik.

Keşfettik, yarattık....

Her zaman bir amaç ve araç bulduk kendimize oyun oynarken.

Mantık yürütmeyi, sebep-sonuç ilişkisi kurmayı, seçim yapmayı, dikkatini toplamayı, düşünmeyi, algılamayı, analiz ya da sentez yapmayı, değerlendirmeyi ve bunun gibi bir çok deneyim ve bilgiyi oyunla öğrendik.

Okul sürecinde de pek farklı değildi yaşantımız. Tenefüs zili çaldı mı aynen mahalle sokaklarındaki gibi koşarak bahçeye çıkardık.

Şimdi ne mümkün sokaklarda bir çocuğun özgürce oynaması... Okulda deseniz tenefüslerde ya kantin sırasındadır çocuklar, ya da soru çözmekle uğraşırlar. Çocuklar, sınavlarla dolu bir eğitim sisteminin içinde oradan oraya koşmakla meşguldürler. Hep bir telaş, hep bir kaygı...

Çocuklarımız okula uyum sürecinde ve ergenlik döneminde oyunla öğrendikleri bir sürü duygu ve kavramlardan mahrum kalıyorlar.

İşte belki de bizler bu oyunlar sayesinde öğrenci iken dikkat eksikliği , hiperaktivite, özgül öğrenme güçlüğü ya da okula uyum problemi gibi kavramları günümüzdeki kadar sık duymadık.

Oyun; çocuğu hayata hazırlayan en etkili yoldur. Çocuklar oyunla öğrenir. Başarılı olmalarını istemeden önce belki de onlara güvenli ve özgürce oynayacakları ortamlar yaratmalıyız.

Biz de Özel Çocuk Gelişim Akademisi olarak çocuklarımıza oyunla öğrenme şansını geri vermek istedik. Tüm çalışmalarımızı oyun terapi uygulamaları ile sentezledik.

Çünkü inanıyoruz ki oyun oynayarak öğrenilen tüm bilgiler kalıcı , özgüvenin gelişmesine ve çocuğun birey olmasına yardımcı olan en etkili yöntemdir.

Sevgiyle kalın

Yeşim ETİ
Yaşam ve Eğitim Koçu

© 2020, Özel Çocuk Gelişim Akademisi. Tüm Hakları Saklıdır.

web tasarım antalya